Neşet Ertaş, vefatının 8. yılında anılıyor

Türk Halk Müziği’nin büyük ismi ve ünlü halk ozanı Neşet Ertaş, 8 yıl önce bugün yaşamını yitirdi.

74 yaşında prostat kanserine yenik düşen usta isim, hiçbir zaman unutulmadı.

KABRİ ZİYARET EDİLDİ

Abdallık geleneğinin temsilcilerinden, “Bozkırın Tezenesi”“Türkülerin Babası”, “Anadolu Efsanesi” ve “Abdal Müzisyen” gibi lakaplar ile bilinen Neşet Ertaş, vefatının 8. yılında da anıldı.

Aynı gelenekten gelen ve akrabaları olan Abdallar, Ertaş’ın kabrini ziyaret ederek dua okudu, çiçek bıraktı.

TÜRKÜLERİN BABASI

Kırşehir’in Çiçekdağı ilçesine bağlı Abdallar (Kırtıllar) köyünde 1938’de dünyaya gelen Ertaş, müzik hayatına kendisi gibi saz üstadı babası Muharrem Ertaş sayesinde başladı. Ertaş’ın ilk çalgısı ise annesi Döne Hanım’ın çamaşır tokacına tel takmak suretiyle yaptığı oyuncak bağlama oldu.

Ertaş, çok küçük yaşta bağlama ve keman çalmayı öğrenirken babasıyla 8 sene boyunca Kırşehir’in ilçeleri, Nevşehir, Niğde, Kırıkkale, Yozgat ve Kayseri’de köy köy gezerek kendi deyimiyle düğünlere şenlik kattı.

ANADOLU’DA HALK OZANI OLDU

Daha sonra Kırşehir’de kendisi gibi yetenekli diğer müzisyenlerle Abdallar Topluluğu’nu kurarak düğünlerde sazını çalmaya devam eden sanatçı, bu yüzden okula gidemedi ve okumayı ağabeyi Necati Ertaş’tan öğrendi. Neşet Ertaş, 1957’nin sonunda İstanbul’a gelerek, “Neden Garip Garip Ötersin Bülbül” isimli ilk plağını babasıyla birlikte seslendirdi.

Sözleri “aynı ruhun insanıyız” dediği babası tarafından yazılan ve İstanbul Şen Çalar Plak’tan çıkan bu çalışmasıyla halk tarafından çok beğenilen Ertaş, geniş kitlelere ulaşmayı başararak, tüm Anadolu’da dinlenilen bir halk ozanı haline geldi.

ŞİİRLERİNDE KENDİ HAYATINI ANLATTI

Neşet Ertaş, o tarihten sonra yeni plaklar ve kasetler çıkararak sanat hayatını sürdürdü, İstanbul’da 2 yıl boyunca çalıştıktan sonra Ankara’ya yerleşti ve burada sahne almaya başladı.

Musiki çevrelerinde de hayranlıkla dinlenilen usta müzisyen “Garip” mahlasıyla yazdığı şiirlerinde kendi hayatını anlattı. Ertaş, “mahalli sanatçı” unvanıyla Ankara Radyosu’nda programlar yaparken, o yıllarda çalıştığı bir gazinoda Leyla Hanım’la tanışıp evlendi ve 3 çocuk sahibi oldu.

2000 YILINDA SANAT HAYATINA GERİ DÖNDÜ

Eşinden 7 yıl sonra ayrılan Ertaş, parmaklarındaki felç nedeniyle Almanya’ya giderek bir süre burada tedavi gördü, bu nedenle ara verdiği sanat hayatına 2000’de İstanbul konseriyle geri döndü.

Usta sanatçı Türkiye’de çıkardığı plaklar, yaptığı radyo programları, konserler ve düğün performanslarının getirdiği ün sayesinde Almanya’daki birinci kuşak Türk göçmenlerin de gönlünü kazandı.

UNESCO TARAFINDAN ‘YAŞAYAN İNSAN HAZİNESİ’ KABUL EDİLDİ

Neşet Ertaş, UNESCO tarafından Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi kapsamında Yaşayan İnsan Hazineleri Türkiye Ulusal Envanteri’ne alınarak “yaşayan insan hazinesi” kabul edildi.

Süleyman Demirel’in cumhurbaşkanlığı döneminde kendisine teklif edilen “Devlet Sanatçısı” unvanını reddeden Ertaş, bunun sebebini bir röportajında “Ne demek devlet sanatçılığı? Hepimiz bu devletin vatandaşıyız, bu memleketin sanatçısıyız. Ayrıca bir ‘devlet sanatçısı’ ne demek? Ben burada bir ‘ayrım’ gördüğüm için kabul etmedim.” sözleriyle anlatmıştı.

Eserlerinde Anadolu insanının acı ve kederini dile getirdiğini ifade eden Ertaş’a, İstanbul Teknik Üniversitesi Devlet Konservatuvarı tarafından 2011’de fahri doktora unvanı verildi. Aynı zamanda sanatçının bağlamadaki tavrı ve türküleri konservatuvarlarda ders olarak okutuldu.

ÇOK SAYIDA PLAK ÇIKARDI

Yaşamı boyunca yaklaşık 400 plak, birçok kaset ve “long play”e imza attı. Babası Muharrem Ertaş’la birlikte Kırşehir’de bir de anıtı bulunan usta sanatçının hayatı ve eserleri, Prof. Dr. Erol Parlak tarafından iki ciltlik bir kitap halinde yayınlandı.

Ertaş, dünyada robot heykeli yapılmış ilk saz sanatçısı olurken, Adil Çelik’in tasarladığı “android” heykel, Kırşehir Neşet Ertaş Gönül Sultanları Kültür Evi’nde bağışlandı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir