Yapay zekalı ilk doktor geliyor! Akıllı sinyallerle ölümcül hastalıkları tedavi etti

Dr. Biolyse projesine Kovid-19 salgınının hemen başında başladıklarını ifade eden AVB Biyoteknoloji kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Serkan Tunç, “Bu proje 3 aşamadan oluşuyor. Projenin ilk aşaması olan tedavi özelliğinin bilimsel olarak ispatlanmasını sürecini geçerek ve tıp literatürüne ekledik. Şimdi artık hastalıkların ve patojenlerin kombine tanısı aşamasına geldik. Bu aşamada tüm kan ve biyokimya değerlerini vücut dışından ölçüp, vücut içinde aktif veya pasif haldeki patojenleri tespit edecek sistemi geliştiriyoruz. Cihazımız şu anda henüz öğrenme sürecinde. Vücuda verilen sinyallerinden gelen cevapları doğru yorumlamayı öğreniyor. Bu süreç tamamlandığında damardan kan alarak tahlil yapmaya gerek kalmayacak. Aynı zamanda enfeksiyona sebep olan patojeni birkaç dakika içinde tespit edecek ve istenirse o anda tedavisine başlayabilecek. Hasta ve sağlık personeli iyileşme sürecini kan ve biyokimya değerleriyle beraber, patojen yükü üzerindeki değişimlerini de cihaz ekranından gerçek zamanlı olarak takip edebilecek. Bu sayede gereksiz ve aşkın tedavilerle vücudun ayrıca yıpranması da engellenmiş olacak. Bu fonksiyonumuzun da müjdesini çok kısa sürede vereceğiz” dedi.

“Dr. Biolyse önce hayvanlarda bir tedavi cihazı olarak Mayıs 2022 ‘den itibaren tüm dünyada kullanıma sunulacak. Şimdiden yurt içinden ve dışından talepler almaya başladık. Veterinerler özellikle tedavisi olmayan hastalıklarda kullanmak istiyorlar. Cihaz yapay zeka tarafından yönetildiği için tedavi ettiği tüm hastalıklarda ve hayvan tiplerinde elde ettiği verileri bir bulut üzerinden toplayarak öğrenecek ve tedavi etkililiğini geliştirme konusunda bizden izin isteyecek veya önerilerde bulunacak.” AVB Biyoteknoloji kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Serkan Tunç

 İNSANLARDA TEDAVİ NE ZAMAN BAŞLAYACAK?

“Cihazın insan tedavisine başlaması bizim için artık sadece bir prosedürden ibaret” diyen Serkan Tunç sözlerine şöyle devam etti: “Bunun için dünya çapında bir klinik çalışma atağı başlatıyoruz. Bir daha pandemi yaşanmaması için salgına ve sosyal dokuya zarar veren ölümcül hastalıklara odaklandık. Bu yüzden misyonumuz gereği önce Kovid-19 ve eş zamanlı olarak ilk etapta HIV, Hepatit, nefrit ve pankreatit olmak üzere 5 hastalık üzerinde uluslararası alanda klinik çalışmalar başlatacağız. Uluslararası alanda bu işleri yönetecek bilim ekibinin oluşturulması çalışmalarına başladık. Bu çalışmaların her biri farklı ülkelerde planlandı. Kademeli olarak 2022 yılı sonbaharı ve 2023 yılı içinde bu tedavilerimizi de tescillemiş olacağımızı düşünüyoruz. Aynı zamanda dünya çapında bir iş birliği programı da başlattık. Farklı ülkelerin sağlık bakanlıkları ve üniversiteleriyle, insan ve hayvanlarda görülebilecek her türlü salgına karşı çeşitli alanlarda birlikte çalışacağız.”

Projede bilimsel etik gereği, çalışmaların bağımsız bilim insanları tarafından yapılmasına önem verildi. Bu sebeple alanında uzman klinisyen ve akademisyenlerden oluşan geniş bir araştırma ekibi bilimsel çalışmalar gerçekleştirildi. Sinyal tedavisiyle yapılan ilk bilimsel çalışma olan sepsis çalışması bilimsel olarak tüm onaylardan geçerek literatürde yerini aldı. Tıp tarihinde ilk defa vücut içine hiçbir ilaç verilmeden sepsis gibi ciddi bir enfeksiyon formu tedavi edilmiş oldu. Dünya çapında muteber bilim yayın kuruluşu olan PLOS ONE (Public Library of Science)’da yayınlandı. Ardından ABD’nin bilimsel kütüphanesi olarak kabul edilen Pub-Med makaleyi yayınları arasında yayımlamaya başladı.


FIP VE PARVOVİRÜSÜN TEDAVİSİNDE ÇOK ETKİLİ

Koronavirüs klinik araştırmasında görevli Veteriner Hekim Kübra Doymuş ise, “Koronavirüsler kedilerde ölümcül FIP enfeksiyona sebep olan ve yaklaşık yüzyıldır bilinen bir hastalık türü. Kovid-19 pandemisine yol açan Sars CoV2 tipide aynı virüs ailesinin üyesidir. Kedilerin yaklaşık yüzde 80’i bu virüsü ömür boyu taşırlar. Virüsün vücut içinde mutasyona uğraması sonrasında kedilerin enfeksiyöz peritonitisi (FIP) adı verilen enfeksiyonun gelişmesine neden olur. FIP geliştiğinde ölüm oranı yüzde 90 gibi çok yüksek oranlarda gerçekleşir. Bu hastalık çoklu sistem üzerinde yıkıcı etkilere sahip olduğu için genellikle hasta için acılı ve ızdıraplı bir süreç olur. Geçerli bir tedavisi henüz olmadığı için hayvan refahı gereği, genel teamül hastanın uyutulmasını öneriliyor. Ancak sinyal tedavisi ile hastaların kötüleşmeden iyileştiğini veya durumu ağır olan hastaların hızlıca toparlandıklarını gördük. Koronavirüsün kedilerde görülen neredeyse tüm mutasyonlarını kapsayan klinik çalışmamızda ilerleme düzeyimiz yüzde 80 olup, artık gerekli hasta sayısına ulaşmış olduğumuzdan hasta alımını durdurmuş durumdayız. Bu seviyede tedavi etkililik oranımız ise yüdzde 93,7 oldu” bilgisini paylaştı. 

Parvovirüs klinik araştırmasında sorumlu Veteriner Hekim Cumhur Güzelhan ise, “Parvovirüslerin etkileri insanda Ebola virüs etkilerine çok benziyor. Bunun yanında moleküler yapısı Ebola’dan çok daha güçlü, vücut dışında 30 günden fazla kalabilen aşırı güçlü ve dirençli bir virüs. Bu sebeple bağışıklık sistemleri ve organlar üzerinde yüksek yıkıcı etkiye sahip ve hastanın çok hızlı ölümüne neden oluyor. Sinyal tedavisinin virüsler üzerindeki etkisini görmek açısından en önemli imtihanıydı diyebiliriz. Yüzde 100 tedavi etki başarısı tıbbi alanda eşine az rastlanır olaylardandır. Üstelik hayvanlara ağrı ve acı vermeden çok hızlı etki görüyoruz. Bu tedavinin Türkiye’den çıkması ayrıca bir gurur ve bu tedavinin dünyada çok hızlıca yayılacağını düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.